2 Haziran 2016 Perşembe

Nadir Eserlerin Yapımcısı, Usta Yayıncı ve Editör: "AYSEL AL"ın Elinde "ÜÇ ESER DAHA" (A. Enver TUNCALP - Manzum ALLAH SEVGİSİ, Manzum NASRETTİN HOCA Fıkraları & Zafer S. TUNCALP, Duyguların Ötesinde-Şiirler) Günyüzü Gördü. Hayırlı ve Kutlu Olsun.


A. Enver TUNCALP - Manzum ALLAH SEVGİSİ
Derleyen: Zafer S. TUNCALP - Editör: Aysel AL
A. Enver TUNCALP - Manzum ALLAH SEVGİSİ
Derleyen: Zafer S. TUNCALP - Editör: Aysel AL
A. Enver TUNCALP - Manzum ALLAH SEVGİSİ
Derleyen: Zafer S. TUNCALP -
SON SÖZ Editör: Aysel AL
A. Enver TUNCALP - Manzum ALLAH SEVGİSİ
Derleyen: Zafer S. TUNCALP - Editör: Aysel AL
A. Enver TUNCALP - Manzum NASRETTİN HOCA FIKRALARI
Derleyen: Zafer S. TUNCALP - Editör: Aysel AL
A. Enver TUNCALP - Manzum NASRETTİN HOCA FIKRALARI
Derleyen: Zafer S. TUNCALP - Editör: Aysel AL
A. Enver TUNCALP - ÖZ GEÇMİŞ
Zafer S. TUNCALP - DUYGULARIN ÖTESİNDE
Editör: Aysel AL
Zafer S. TUNCALP - DUYGULARIN ÖTESİNDE
Editör: Aysel AL
Zafer S. TUNCALP - ÖZ GEÇMİŞ
Zafer S. TUNCALP - DUYGULARIN ÖTESİNDE
SON SÖZ & Editör: Aysel AL

4 Şubat 2016 Perşembe

Yabancıların Mülk Edinmesi, Arzu Kök

Yabancıların Mülk Edinmesi
Arzu Kök
Son günlerde haberlerde sürekli yabancıların edindikleri mülklerin çetelesi tutuluyor. Zira Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın verilerine göre, Mütekabiliyet Yasası'nın çıkmasının ardından yabancıların Türkiye'den gayrimenkul alımında büyük artış yaşandı. 
Yabancılara toprak satışının kolaylaştırılmasını isteyen Avrupa Birliği ülkelerinde ise tamamen farklı bir uygulama vardır. Bu ülkelerde, birlik üyesi olmayan ülkenin vatandaşına mülk satılmamaktadır. Fransa’da yabancıya taşınmaz satışı konusunda vergiler artırılarak caydırıcı olunmaya çalışılmaktadır. İsrailliler, Türkiye’den büyük miktarlarda arazi alırken kendi ülkelerinde İsrail topraklarının yüzde 80,4’ü devletin, yüzde 13,1’i Yahudi Ulusal Fonu’nun, yüzde 6,5’i ise Arap ve İsrailliler’indir. İsrailliler, devletlerini Araplar’dan satın aldıkları topraklarla kurdukları için yabancılara toprak satışını kesinlikle yasaklamışlardır.
Yabancılara toprak satışı ile ilgili düzenlemeler
Yabancılara toprak satışı ile ilgili düzenlemeler, Dünya Bankası Borç Antlaşmaları, IMF Niyet Mektupları ve Avrupa Birliği Katılım Ortaklığı Belgelerinde borç karşılığı gösterilen ön koşullar olarak önümüze çıkmaktadır. Yabancılara toprak satışı, salt mülkiyet sorunu Doğrudan Yabancı Yatırımlar Kanunu, Endüstri Bölgeleri Kanunu, Turizmi Teşvik Kanunu, Özelleştirme Kanunu, Petrol Kanunu, Maden Kanunu, Orman, Hazine ve 2B arazilerindeki düzenlemelerle birlikte değerlendirilmelidir.
Neo-liberalizmin hayata geçirilmesinde sürece bütünsellik içerisinde bakıldığında; ülkemizde yaşanan, stratejik öneme sahip devasa kurumların (Petkim, Tüpraş, Seydişehir Aluminyum, Tekel, Telekom), madenlerin, limanların, elektrik ve suyun özelleştirilmesi ile birlikte enerjiden haberleşmeye, tarımdan sanayiye kadar tüm alanlarda yapısal değişiklik sürecinde, bu alanlardan devletin çekilmesi mülkiyet kavramını ve özelinde toprağın satışını da öne çıkarmaktadır.
Yabancılara toprak satışı emperyalizmin Doğu’ya yönelttiği beş silahtan biridir.
Yabancılara toprak satışı emperyalizmin Doğu’ya yönelttiği beş silahtan biridir. Bu silah 19. yüzyılda Osmanlı’ya karşı da kullanılmıştır. O zamanın büyük devletleri serbest ticaret antlaşmalarının, dış borçlandırmaların ardından, maliyesi bozuk Osmanlıdan para verme karşılığında birçok ödün almıştır. Bunlardan biri de yabancıya toprak satışıdır. Bugün de aynı durumla karşı karşıyayız.  Zira bugün de Avrupa birliği, uyum yasaları çerçevesinde A.K.P. hükümetine yabancıya toprak sattırmayı dayatmış, bunda başarılı olmuştur. Böylece Lord Curzon, Lozan’da cebine koyduklarından birini daha çıkarıp önümüze itmiştir.  
 Bu konular gündemde olunca acaba Osmanlı’da durum nasıldı diye düşünmeden edemedim. Tam da bu zamanda elime Murat Alandağlı imzalı, Helke Yayıncılıktan çıkan “Süreç ve Sonuçlarıyla Osmanlı İmparatorluğu’nda Yabancıların Mülk Edinmeleri (1830-1914)” isimli kitap geçti. Kitap yeni basılmış. Bu kitap için Devlet Arşivleri incelenmiş, çeviriler yapılmış, ciddi bir şekilde uğraşılıp yazılmış. “Yabancılar neden mülk edinir? Bunun yasal süreçleri nasıl kabul ettirilir? Mülk satışı tavan yapan ülkelerin durumu nedir? Onları neler bekliyor?” gibi sorulara cevap bulabilecemiz bir kitap olmuş. Bu başarılı çalışmasından ve ortaya koyduğu bu eser dolayısıyla Murat Alandağlı’ya sonsuz teşekkürler. Zamanlaması da mükemmel bir kitap. Açıkçası ben çok faydalandım ve okunmasını öneririm. 
Türkiye, tıpkı 19. yüzyılın hasta adamı ilan edilen Osmanlı İmparatorluğunun son günlerinde olduğu gibi, bugün de postu üzerinde paylaşım hesapları yapılan bir ülke haline getirilmiştir. Eğer Türkiye’de Türkler her bakımdan güçlü, örgütlü, bilinçli ve donanımlı olsalardı, yabancılara toprak satışından gocunmamız için hiçbir sebep olmazdı. Diyebilirdik ki, biz Türkler de gider, sözgelimi Batı Trakya’da, Bayır-Bucak’ta, Kuzey Irak’ta veya Türkler için millî ve tarihî değeri olan bir başka yabancı ülkede bunun kat kat fazlası toprak alırız. Türk Devleti de bu durumu millî siyaset ve millî hedefler bakımından değerlendirir ve belki de -el altından destekleyip- yönlendirirdi. Bugün ortada ne böyle bir devlet ve ne de bir millet var. Türkiye Türkleri, bırakın yabancıların sömürüsünü -ki buna artık alışmış ve alıştırılmıştır- dahası içimizdeki “yerli-yabancılar” tarafından da alabildiğine sömürülmektedir. Türkiye yalnızca bu ülkede yaşayan Türklerin sömürüldüğü bir iç sömürgedir. Buna daha nereye kadar izin verilecek? Doğrusu merak içindeyiz. 
Not: 
Süreç ve Sonuçlarıyla Osmanlı İmparatorluğu’nda Yabancıların Mülk Edinmeleri (1830-1914) isimli Murat Alandağlı imzalı kitap yeni basıldığı ve Helke Yayıncılık yeni bir yayıncı kuruluş olduğundan henüz dağıtımı yapılmamıştır. Edinmek isteyenler için iletişim adresini vermek isterim.
Helke Yayıncılık
Sakarya Cad. Bayındır sok. No:20 Kat 3-4
Kızılay-ANKARA
Tel: (0312) 430 25 45

30 Ocak 2016 Cumartesi

MENFUR EŞKIYA (PKK) DOSYASI : Masum ve sabi Türkmen çocuğu silahla taciz eden insanlık düşmanı, hain ve zalim, vicdansız PKK'lı mahlûk!..

Ne çocuğun etnik  kimliği önemli ne de bu yaratığın
kimliği, önemli olan bu tip yaratıkların mevcut olması. Bu şuursuz yaratık
nereye hangi etniye mensup olursa olsun insanlıktan nasibini almamış hayvan
bile değil sadece bir zombi.. O bed sesiyle çocuğa nasıl bağırıyor, yetmezmiş
gibi bir de tüfeğin namlusunu nasıl çocuğun başına dayıyor.
Tuh………….!
Çocuk ulan o, çocuukkk!.. Ehh gün gelir seni de bulur bir
eli tüfekli elbet, onursuz şerefsiz mahluk. Aydoğan

21 Ekim 2015 Çarşamba

VEFATININ 1. YILDÖNÜMÜNDE “ANADOLU BASINI’NIN ULU ÇINARI” PROF. DR. İSA KAYACAN, ANKARA’DA ANILDI.

VEFATININ 1. YIL DÖNÜMÜNDE “ANADOLU BASINI’NIN ULU ÇINARI” PROF. DR. İSA KAYACAN, ANKARA’DA "ÖZGÜN BİR PROGRAM VE ÖNEMLİ BİR PANEL İLE" ANILDI.
(Çankaya Gazetesi, Kültür-Sanat-Ankara: 19 Ekim 2015)
Vefatının 1. Yıl dönümünde Anadolu Basınının İmparatoru Prof. Dr. İsa Kayacan Ankara’da Anıldı
Dr. Şemsettin Küzeci
Kerkük Kültür Derneği başta olmak üzere Ankara’da faaliyet gösteren birçok Sivil toplum kuruluşu Vefatının 1. Yıldönümünde Anadolu Basınının İmparatoru Prof. Dr. İsa Kayacan’ı Ankara’da Andılar. 17 Ekim 2015 tarihinde Ankara Türk- İş Konferans Salonunda gerçekleşen anama toplantısı Eğitimci Yazar Arzu Kök’ün sunumuyla başladı. Saygı duruşu ve istiklal marşının okunmasından sonra Kerkük Kültür Derneği Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci açılış konuşması yaptı.
Protokol Konuşmaları
Protokol konuşmalarında Devlet e. Bakanı Hasan İkinci ve Orman e. Bakanı Halit Dağlı İsa Kayacan’ın verimli çalışmalını dile getirdiler. Devlete sadık bir birey olarak nasıl hizmet ettiğine vurgu yaptılar. İsa Kayacan’ın torunu Nazlı Aykut duygusal bir konuşma yaparak dedesi İsa Kayacan’ı gözyaşları içinde anlattı. Türkmeneli Kültür Merkezi Başkanı Dr. Mustafa Ziya, İsa Kayacan’ın başta Türk dünyası olmak üzere Irak Türkmenlerine yapmış olduğu hizmetlerinden söz etti. Ardından da Merkez adına Kayacan’ın Kızı Gül Kayacan Hanımefendiye bir Anı Plaketi takdim etti. RTÜK Daire Başkanı Yusuf Turan Ankara Gazeteciler Cemiyeti Başkanı Nazmi Bilgin ve Yardımcısı Savaş Kıratlı’nın selamlarını ileterek, Kayacan’ın anısına bir çelenk gönderildiğini söyledi. Turan; İsa Kayacan’ı güzel bir şekilde anlatarak BYEGM indeki çakışmalarından bahsetti.
İsa Kayacan Paneli
Prof. Dr. İsa Kayacan’ının her yönüyle anlatmak amacıyla bir Panel düzenlendi. Pakel’i Dr. Şemsettin Küzeci yönetti. Konuşmacılar ise. Anayasa Mahkemesi e. Başkanı Yakta Güngör Özden, Araştırmacı- Yazar Prof. Dr. İrfan Ünver Nasrettinoğlu, Araştırmacı Yazar Prof. Dr. Tamille Abbasova, Gazeteci Yazar Abdullah Satıoğlu ve Şair Yazar Mustafa Ceylan İsa Kayacan’ı her yönüyle anlattılar.
Kayacan Ailesine Ödül
İsa Kayacan’ın ailesine Türkiye Gazeteciler Federasyonu tarafından bir hizmet ödülü takdim edildi. Ödülü Genel Başkan Yılmaz Karaca’nın Danışmanı Ahmet Kanbur takdim etti. Ekinci bir ödül ise İsa Kayacan2ın torunu Nazlı Aykut’a verildi. Ödül Kerkük Kültür Derneği Başkanı Dr. Şemsettin Küzeci tarafından takdim edildi.
İsa Kayacan Anı Defteri
Kayacan’ın anma toplantısının birinci bölümü sonrası Kayaca Çay ve ikram molası esnasında için Anı Defteri açıldı. Katılımcılar Kayacan hakkında duygu ve düşüncelerini anı defterine yazdılar. Birbirinden anlamı sözlerle ifade edilen Kayacan dostları tarafından gümüllerde yaşayacaktır.
Şair ve Yazarlar Vicdanında İsa Kayacan
Bu oturumda Kayacan hakkında şairler ve yazarlar; Azerbaycan’dan Tamilla Abbasova, KKTC’den Ahmet Köksal, Kerkük’ten Mustafa Ziya, Şemsettin Küzeci, Söke’den Abdülkadir Güler, Samsun’dan Rıfat Kaya, Eskişehir’den Rabia Barış, Antalya’dan Mustafa Ceylan ve Ankara’dan İsmail Kara, Mustafa Nevruz Sınacı, Aysel Al, Durak Turan, İlhami Nalbantoğşu, Murat Duman ve Lider Anaç Kayacan hakkında anılarını ve insanlığını, şairliğini, yazarlığını ve adam gibi adam olduğunu söylediler.
Aşrı Şerif ve Dua
Kayacan’ın vefatının 1. Yıldönümü anısına Kayacan için aşrı şerif ve dualar okutuldu. Ardından da Kapanış konuşmasını Dr. Şemsettin Küzeci yaparak, Kayacan’ın kızı Gül ve Filiz Kayacan Torunu Nazlı ile anma toplantısı hazırlık komitesi İsmail Kara, Mustafa Nevruz Sınacı, İlhami Nalbantoğlu, Murat Duman ve Arzu Kök’ü sahabeye çağırılarak katılımcılara teşekkür edildi.
www.kerkukgazetesi.com
18 Ekim 2015 - Ankara

BİR KÜLTÜR SEVDALISI.., İlhami NALBANTOĞLU - Ahlat Kültür Sanat ve çevre Vakfı Başkanı

BİR KÜLTÜR SEVDALISI
Prof. Dr. İsa KAYACAN
İlhami NALBANTOĞLU
Ahlat Kültür Sanat ve çevre Vakfı Başkanı
Posta kutusundan aldığım mektuplar arasında yerel bir gazete de vardı.  Beklemediğim bu durumla ilk kez karşılaştığım için, görevliler yanlışlıkla koymuş olabilirler diye düşündüm. Üstünde benim adımın yazılı olduğunu görünce dikkatle bakıp inceledim, bu bir Burdur Gazetesiydi. Aceleyle açıp sayfalarını karıştırmaya başlayınca benim adıma yazılmış bir makale olduğunu gördüm. Yazarının ismi Prof. Dr. İsa KAYACAN’dı, bir de siyah-beyaz fotoğrafı vardı. Tanımıyordum, ancak etiketi ve benim hakkımda yazdıkları oldukça etkileyiciydi. Bir bilim insanın yazdığı övgü dolu sözler kimi etkilemez ki, hoşuma gitmişti.
İlk işim bilgisayar arama motorlarında bu ismi aramak oldu
Ofisime döndüğümde ilk işim bilgisayar arama motorlarında bu ismi aramak oldu, resimlerinden simasının yabancı olmadığını gördüm. Belirli sanat ve kültür ortamlarında karşılaşmış olmalıyız diye düşündüm. Aradan birkaç gün geçmişti ki bir gazete daha düştü posta kutuma, bu bir Kahramanmaraş gazetesiydi, aynı yazı burada da vardı. Birkaç gün sonra bir Şanlıurfa gazetesi, ardından Van gazetesi, daha sonra Gaziantep gazetesi, hepsinde aynı yazı yayımlanmıştı, iyice şaşırmıştım.
Yazarın isminden başka bir iletişim bilgisine sahip değildim. Ankara’da yaşadığını bildiğim için, eline geçer mi geçmez mi kaygısıyla bu yerel gazeteler aracılığıyla teşekkür mektubu yazmak yerine kendisini bizzat görmenin, ziyaret edip teşekkür etmenin daha doğru olacağını düşünüyordum.
“Afedersiniz, siz İsa Kayacan Hoca mısınız?”
Bir gün akşam saatlerinde yorgun bir halde çıkıp asansörün düğmesine bastım, üst katlardan gelen asansör katta durdu, kapıyı açtım ince yapılı bir bey vardı.  İyi akşamlar diyerek adımımı içeri attım. Siması yabancı gelmiyordu, hafızamı zorladım evet tanıyordum ama tanışmıyordum. Emin olmak için; “Afedersiniz, siz İsa Kayacan Hoca mısınız?” diye sordum. Evet, yanıtını alınca kendimi tanıttım, dilimin döndüğünce hakkımda yazdığı ve birçok gazetede yayınlattığı yazılar için teşekkür ettim. Çok sakin ve mütevazı bir biçimde beni dinledi. Konuşmamız asansörün çıkış katına gelmesine kadar sürdü, esenlikler dileyerek ayrıldık.
Bu kısa konuşmada bir iletişim bilgisi almak mümkün olmadı. Sadece 4. kattaki arkadaşının bürosuna geldiğini, zaman zaman buraya uğradığını söyledi. Bu kadarı da benim için yeterliydi, ben de hiç olmazsa zaman zaman bu büroya uğrayıp bilgi alabilecek ya da mesaj bırakabilecektim.
Yeni yayınlarımız çıktıkça ben her seferinde İsa Hoca’ya verilmek üzere bir adedini bu büroya bırakıyordum, o da her aldığı kitap için bir yazı yazıyor ve çeşitli yerel gazetelerde yayınlattıktan sonra bir adedini benim posta kutuma gönderiyordu.
İkinci karşılaşmamız bir hastane koridorunda oldu. Gene kısa, gene esenlik ve sağlık dilekleriyle noktalandı. Ama İsa Hoca’nın benim hakkımda yazdığı ve çeşitli yerel gazetelerde yayımlanan güzel, anlamlı, onore edici, cesaretlendirici makaleleri posta kutuma düşmeyi sürdürüyordu.
Son yayımlanan kitabımızın arka sayfasına İsa Hoca’nın övgü dolu satırlarından bir bölüm koymuş, altına da adını yazmıştım. Bu kez gidip bizzat kendisine takdim edip, teşekkür etmek istedim ve arkadaşının bürosunun kapısını tıklattım. Hocanın uğrayıp uğramadığını sordum, kendisine bu kitabı vermek istediğimi söyledim. Arkadaşı, yanıt vermek yerine benim oturmamı işaret etti suskun kaldı. Ayrıcalıklı bir durumun olduğunu hissettim, oturup sessizce bekledim, çok geçmeden arkadaşı:
“Sizin haberiniz yok anlaşılan, Hocayı geçtiğimiz ay kaybettik.”
Derin bir teessür içinde dilim damağıma yapıştı, gözlerim doldu, nutkum tutuldu, bana bunca övgüler düzen bu değerli insana karşı borçlu kalmış, borcumu ödeyecek fırsatı kaçırmıştım. Aradan bir süre geçti, Hoca için bir “Anma Günü” yapılacağı haberini aldım, belki bir katkım olur diye sevindim.
Prof. Dr. İSA KAYACAN'I ANMA PROGRAMI VE PANEL
17 Ekim 2015 günü Ankara’da TÜRK-İŞ toplantı Salonunda İsa Hocayı anma toplantısı yapıldı. Kalabalık bir izleyici kitlesi vardı. Hocamız her yönü ile belleklere bir kez daha kazınmış oldu. Ben bu etkinliğin “Organizasyon Komitesi”nde yer almakla, İsa Hoca’ya duyduğum saygı ve minneti bir kez daha tüm içtenliğimle yüreğimde hissettim.